Kolej Seçimi

- Advertisement -

Bakan Selçuk’tan “parlayan nesneler sendromu çağı” uyarısı

460

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi ev sahipliğinde “Eğitim 4.0” temasıyla Avrupa Toplulukları Araştırma ve Uygulama Merkezinde düzenlenen “EDUCCON 2018” eğitim konferansına katıldı. 

Konferansın açılışında konuşan Bakan Selçuk, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin “Eve gelmek güzel şey” dediği bir yer olduğunu belirterek gençliğinin bu fakültede geçtiğini aktardı.

Fakültenin Türk eğitim tarihinde çok özel bir yeri olduğunu ifade eden Selçuk, konferansın temasıyla ilgili şöyle konuştu:

“Eğitim 4.0 ismi çok fantastik. Bu isim aslında bende şöyle bir çağrışım da yaratıyor, eğitim 4.0 dediğimizde oradaki rakam kaçsa eğitimin kaç sıfır yenik olduğunu hatırlatır bana. Yani bunu şunun için söylüyorum, eğitim denildiğinde sadece endüstrinin ihtiyaçları anlaşılıyor ve eğitimin içeriğinin, endüstrinin gereksinim duyduğu beceri setleri üzerinden yorumlandığı bir eğitim varsa sermayenin bu kadar eğitimi yönlendirdiği, yönettiği, iteklediği bir eğitim sistemi varsa bizim bunun üzerinde tekrar bir düşünmemiz lazım.”

“Eğitim 4.0 konusu tüm dünya için önemli”

İnsanı aklı ve kalbi uzlaştıran, birleştiren bir varlık olarak görmenin önemine işaret eden Selçuk, insan yetiştiren kurumların hiçbirinin internet sitesinde, ana girişlerinde ya da herhangi bir dokümanında “Bizim insan yetiştirme anlayışımız şudur” diye bir ibare olmadığını anlattı.

“Eğitim 4.0” konusunun tüm dünya için önemli olduğunu vurgulayan Selçuk, 2040’lara doğru “tekillik çağı” denilen yeni bir çağın geleceğini dile getirdi.

“Bu çağ, dijital, biyolojik ve fiziksel olarak bütünleşen bir çağ”

Bakan Selçuk, bu çağın dijital, biyolojik ve fiziksel olarak bütünleşen bir çağ olduğuna işaret etti.

“Yani bir insanın içerisinde aynı zamanda bir dijital içeriğin çipler marifetiyle çalıştığı, aynı zamanda fiziksel içeriği insanın vücuduna entegre edildiği, damarlarında dolaştığı bir döneme doğru gidiyoruz. Bugün okul öncesi eğitime, ilkokula başlayan çocuklarımız, bu çağda iş hayatına atılacaklar, büyük bir ihtimalle işten atılacaklar. Çünkü robotların, makineleşmenin getirdiği bir yeni sistematikten de söz ediyoruz. Bu mesele gerçekten önemli. Marx’ın teori ve pratiğin buluşturulması hususunda özellikle vurguladığı ‘praksis’ kavramı belki bizim için bir yön verici olabilir. Praksis iki şeyi yani teori ve pratiği buluşturmanın çok da eylemsel açıklamasını içeriyor, kendi içerisinde. Bu mesele bizim için tarihsel bir problemdi aslında.” 

“Kuyu kazmazsak suyu bulamayız”

Literatürden uygulamaya doğru gelmekte ısrar edilirse, uygulamadan literatüre gidecek bir kavram üretiminin olmayacağını vurgulayan Selçuk, bilimin zihniyeti ve aklının son derece güçlü bir şekilde yeni nesillere izah edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Kelimelerde bir büyü de var son zamanlarda gördüğüm. Dikkatimiz çok dağılıyor. Parlayan nesneler sendromu diye bir sendrom var. Bu çağ, PNS çağı. Yani sürekli bir şey parlatılıyor, sürekli bir şey moda haline getiriliyor ve dikkatimiz dağılıyor. Oraya bakıyoruz, oraya bakıyoruz ve asla odaklanmamıza fırsat verilmiyor. Bu çocuklarda benim çok rahat gördüğüm ve telefon veya başka dijital araçlarla da PNS’nin giderek güçlendiği bir döneme doğru geliyoruz. Aslında bu mesele bir idealizmle de alakalıysa bizim küçük küçük çukurlar yerine kuyu kazmamız lazım yani derinleşmemiz, odaklanmamız lazım. Kuyu kazmazsak suyu bulamayız. O sebeple çocukları da böyle daldan dala birçok alanda çeşitli becerilere yönlendirmek yerine bir iki alanda derinlemesine çalıştırmak hususunu muhakkak suretle öne çıkartmak zorundayız.” 

Kavramların büyüsünü dikkatle ele almak gerektiğini vurgulayan Selçuk, “big data” kavramını örnek göstererek, bir uygarlık oluşturulacaksa big datanın enformasyona, enformasyonun da canlı bilgiye, ardından bilgeliğe giden bir ufka sahip olunmasının önemine dikkat çekti.

Yeni bir kuramlar kuşağına ihtiyaç olduğunu aktaran Selçuk, halihazırdaki eğitim kuramlarının var olan hadiselerin anlaşılması hususunda son derece kısır olduğunu ve eğitim alanında 1800’lü yılların sonu ve 1900’lü yılların başındaki basit nedensellik kurgusuyla anlaşılmayan bir yere götürdüğünü söyledi.

“Eğitim, çocuğu şimdiye uyandırmaktır”

Bakan Selçuk, çoklu nedensellik üzerinden yeni kuramlar kuşağı ve yeni bir felsefeye ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“Bunun bu topraklardan doğması gerekiyor çünkü ot kökü üzerinde biter. Eğer bu otu biz burada büyütmez, yeşertmezsek elimizde korumaya çalıştığımız tohumlar bizim için bir çözüm değil. Herkes kendi geleneğini, geçmişini, tohumunu korumaya çalışıyor ve biz eğitimi maalesef hep geçmişi üzerinden tartışıyoruz. Bizim eğitimle ilgili lafzımızı da yeniden belki dönüştürmemiz lazım. Çünkü eğitimin bu kadar gelecek vurgusuyla anılması da doğru değil. Eğitim, aslında çocuğu şimdiye uyandırmaktır. Elbette geleceği tasarlamaktır ama öncelikle çocuğu şimdiye uyandırmaktır. Eğer şimdi anlaşılmazsak ne geçmiş ne gelecek sağlıklı anlaşılır. Bu nedenle de bizim çocuklara yönelik çalışmalarımızı öncelikle kendimizle bağlantılı olarak ele almamız ve kendimize benzetmeye çalıştığımız çocukların yanlış bir bağlama götürüldüğünü anlamak lazım.”

Bakan Ziya Selçuk, Eğitim Bilimleri Fakültesinin bunun yeri olduğunu, bu tohumun buradan yeşertilmesi gerektiğini aktardı. 

Mevlana’nın “Bir tohum toprağa karışıp çürümedikçe asla yeni bir filiz vermez” sözünü hatırlatan Bakan Selçuk, “Biz tohumumuzu, geleneğimizi, muhafaza ettiğimiz şeyleri toprağa karıştıracağız, orada çürüyecekler ve yeni filiz çıkacak ve her yeni filiz içinde bir tohum barındırıyor ve o tohumu yeniden, yeniden, yeniden ekeceğiz. O zaman Türkiye, Türkiye olacak. O zaman insanlık, insanlık olacak” değerlendirmesini yaptı.

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş de eğitimin önemine değinerek Eğitim Bilimleri Fakültesinin nitelikli ve sürekli eğitim konusunda öncü olan fakültelerden biri olduğunu ve fakültenin çalışmalarından dolayı gurur duyduklarını söyledi. 

Teknolojinin hızla değiştiğine dikkat çeken İbiş, bu değişimleri yaşarken, geleneklerden ve değerlerden vazgeçilmemesi gerektiğinin ve onların gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguladı.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.